|
Hoşgeldiniz
Bizim için değerli her ferdiniz
Kıvançlıyız ne iyi ettinizde geldiniz
Derdimiz sizin her bir derdiniz
Sevinçliyiz ne iyi ettinizde geldiniz.
Sevgi saygısı asalet yelinden
Tatlı dil hoş sohbet gönül dilinden
Gelir şahin diyarı Antep ilinden
Şeref verdiniz ne iyi ettinizde geldiniz.
Getirdiniz bize muhabbet uğur
Daim duyarız sizinle iftihar gurur
Gönüller Fatihi sayın Öztürk Uğur
Sefa geldiniz ne iyi ettinizde geldiniz.
Vatan için yanan alev kordasın
Görev aşkı diyardan diyara turdasın
Başarıda erişilmez kalada surdasın
Zirvesiniz ne iyi ettinizde geldiniz.
İlim irfan ışığı cehalete perde
Kalkınma dökülen her bir damla terde
Nice çözüm bekleyen sosyal derde
Merhemsiniz ne iyi ettinizde geldiniz.
Problemi çözümleyen paydasın
Zalime karşı mazluma çare faydasın
Adalet ilken ulusuna faydasın
Müteşekkiriz ne iyi ettinizde geldiniz.
Kırıla kalem yazdımsa şan için
Ne yazdımsa candan dost bir can için
Geldiniz Kırşehir’e icraat için
Hoş geldiniz ne iyi ettinizde geldiniz.
Çocukluğum
Mazide kaldı artık çocukluk çağımız,
Çelik halattandı arkadaşlık bağımız,
Tek hobimizdi, ormanımız dağımız,
Yaş kesmezdik, kuru dal toplardık.
Gelince bir araya harmana dama,
Oynardık kara molla, on iki mama.
Çiğdemcik yapardık, ucu kama
Uzun koşu yapar mıh, nal toplardık.
Çiğdem sökerdik, merada düzde,
Mantar pişirirdik, nar gibi közde.
Gelince mevsimi sonbahar güzde
Dağlardan ahlat, zıval toplardık.
Eskiden bilmezdik tenis eskrim,
Oynardık körebe nal ala kestirim.
Verilmese de kazanana ücret pirim,
Arkadaşlardan itibar, puan toplardık.
Ağsuda fındık toplar gezerdik,
Bakacakta alıç yolar, ipe dizerdik.
Ne birbirimizi kırar, ne de üzerdik,
Geleceğe anı, masal toplardık.
Kar yağınca yapardık kayak,
Islanınca anamızdan yesek de dayak.
Pancara dönerdi soğukta el ayak,
Aramızda yarışır, moral toplardık.
Geçmişimiz yenilere olsun hayat dersi,
Aferin idi, enseye inen tokatın tersi.
Esat der 'Sağoldan sapma, dense de mersi'
Sevgi saygı eker, 'var ol' toplardık.
Düğün
Çıkıp da anayurdum köyüme varınca
Eş dostla hoş beş bir odaya dolunca
Eski günleri hatırlayıp da anınca
Geçmişleri yad edip hüzün alınca
Kabristana varıp dualar salınca
Elleri yüze sürüp amin diyesim geldi
Binbir zorlukla fırınımız yansada
Alev karışık dumanı gözü yaksada
Gün boyu insanı meşgul bıraksada
Hakumgeller pişip nar gibi kızarınca
Isırınca yağlar yan dudaktan aksada
İçine tereyağı koyup yiyesim geldi
Köyde düğün var katlanılır zorluğa
Gençler halayda sevinç çıkar doruğa
Damat kardeşi cezalı doğru oluğa
Yemek kazanları kapıya kurula
Davulcu karşılar bizi soluk soluğa
Davulcuya bahşiş veresim geldi
Her eziyeti çeken damat sağdıcı
Kerhende olsa güler yüzü acı acı
Misafirler doldurur salon salamacı
Saygı hürmet edilir olur baş tacı
Kaynana kayın baba mevlaya duacı
Hayırlı uğurlu olsun diyesim geldi
Misafirleri birer ikişer bölüştürsek
Düğüncü için lokum helva pişittirsek
Tebrik için birde damatla görüşşek
Binbir sorgu sual edip cezaya düşsek
Al kınalı koç kesipde basta ettirsek
Beraber tiridine banarak yiyesim geldi
Ağlatırlar gelin anasını kına gecesi
Kına yakar gelinle kızların cümlesi
Her adedi yerine getirir görümcesi
Çalınır akerdeon mızıka gelir sesi
Oynanır Şeyhşamil görülmedi böylesi
Serçe parmağıma kına yakasım geldi
Esat İlkhan geleneğimizi dile getirdik
Ya Gaffaru söyleyerek gelin getirdik
Silah ata ata kalmadı mermi bitirdik
Ne örfümüzü ne de aslımızı yitirdik
Şükür bu düğünü de kazasız bitirdik
Gelin ile damadı tebrik edesim geldi
|
Kalem hasta, nağme yasta
(Aslan Mashadov'a)
Şehitlik şerbetini içti altın tasta,
Bugün kalem hasta, nağme yasta...
Başımız sağolsun derim eşe dosta,
Bugün kalem hasta, nağme yasta...
Feryad-ı haykırıştan nefret doğar,
Mazlumun tükürüğü zalimi boğar,
Bir Aslan ayrılsa da yüz Cevher doğar,
Bugün kalem hasta, nağme yasta...
Rahmetli Dudayev’in sağ koluydu,
Gönlü bağımsızlık aşkı doluydu,
Bu uğurda kuşkusuz canını koydu,
Bugün kalem hasta, nağme yasta...
Herkes bilirdi ki o bir askeri deha,
Biçilmişti başına milyonla dolar paha,
Dinçti henüz elliüçtü yaşı daha,
Bugün kalem hasta, nağme yasta...
Bu hürriyet çığlığı Kafkasları aşar,
Mücahit ölüme bağrını açıp koşar,
Şehitler diridir, aramızda yaşar,
Bugün kalem hasta, nağme yasta...
Şehitin kanı yerde kalmaz bilesin,
Sebep olan hainleri mevlam kahreylesin,
Kabri nur dolsun, Allah rahmet eylesin,
Bugün kalem hasta, nağme yasta...
Şirin bir köyüm var
Fuadiye, Çekerek, Yozgat, merkez,
Şirindir köyüm, sever sayar herkes,
Kafkasdır soyumuz Abaza Çerkes,
İşte böyle şirin bir köyüm var.
Durmadan eser lodos sam yeli,
Erciyesle ölçüşür Bakacak, Gezbeli,
Oksijen deposu sanki Kartalın beli,
İşte böyle şirin bir köyüm var.
Kevenli güney, adeta Kaçkar,
Kartallar üs kurdu iner kalkar,
Yamaçları sümbül kekik kokar,
İşte böyle şirin bir köyüm var.
Doğa harikası Ağsu Eldelik,
Ekilidir her yani evlek evlek,
Çağlayan sularını görmek gerek,
İşte böyle şirin bir köyüm var.
Yeni nesil gurbette tahsil gereği,
Müzeye kaldırdılar at ve eşeği,
Çağ atladılar döndüler köşeyi,
İşte böyle şirin bir köyüm var.
Kısmet olsa, bir düğün daha görsek,
Damat minderine oturup ceza görsek,
Tiridi bol hindili darı bastası yesek,
İşte böyle şirin bir köyüm var.
Yeşil ormanı, zümrüt gibi her köşesi,
Ardıçı, çamı, gürgeni, fındığı, meşesi,
Bu dörtlükler olsun köyümün sesi,
İşte böyle şirin bir köyüm var.
Esat İlkhan'ım, köye düşsün yolum,
Saneçukoğullarıdır benim boyum,
Şeyh Şamil'e dayanır soyum sopum,
İşte böyle şirin bir köyüm var.
Köyüm çağ atladı
Orman geliri arttı katladı
Kişi başı milli hasılat patladı
Traktör geldi kağnı saklandı
Sekiz yıllığa servis sağlandı
Köyüm çağ atladı.
Elektrik geldi ışık saçıyor
Gaz lambası feryat edip kaçıyor
Telefon bağlandı her yanı arıyor
Herkes kendini Avrupalı sanıyor
Köyüm çağ atladı.
Habzemiz, mızıkamız başkadır
Düğünlerde thamada baştadır
Vazgeçilmezimiz ya gafaruyla bastadır
Bir de sitesi var ilgi revaçtadır
Köyüm çağ atladı.
Fuadiye bölgenin turistik yeri
Teknoloji çağında aldı hakettiği yeri
Geri kalmak yok daima ileri
Orası Esat İlkhan'ın vatanı doğduğu yeri
Köyüm çağ atladı.
|